TÜSİAD Başkanı`ndan kur yorumu

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Merkez Bankası`nda liyakat anlamında en ufak bir eksiklik olmadığını belirterek, "Merkez Bankası`nın siyasi iklimden daha bağımsız, hatta bir miktar daha cesur olarak, bir miktar daha iletişimi bu anlamda yukarı alarak, daha politikalarını sıkı uygulaması gerekir. Eğer faizleri düşürmesi gerekiyorsa düşürmesi, artırması gerekiyorsa da artırması gerekir." dedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı, AA`nın 100. Yıl Vizyonu çerçevesinde geliştirdiği ve finans piyasası profesyonelleri ile buluştuğu platformu AA Finans Haberleri Terminali`nden (aafinans.com) canlı yayınlanan Finans Masası`na konuk oldu.

Son dönemde kurdaki dalgalanmaya yönelik değerlendirmelerde bulunan Bilecik, dövizin muazzam derecede yükselişi kadar inmesinin de iş dünyası için iyi bir şey olmadığını ifade etti.

Bilecik, dövizdeki dalgalanmanın iki temel göstergeden kaynaklandığını belirterek, şunları kaydetti: "Bunlardan bir tanesi tamamıyla konjonktürel, dış dünyadan kaynaklanan kısmı... Bir de iç duruma da geleceğim. Öncelikle ABD Merkez Bankası`nın (Fed) faizleri artıran politikalara devam ediyor olması... Kendi kararları şüphesiz, 2018 yılında da bu karara devam edecek olmaları, nihayetinde yabancı sermayenin bir miktar gelişmekte olan ülkelerden, özellikle Amerika`ya, daha gelişmiş ülkelere doğru bir hız kazandığı dönem yaşıyoruz. Özellikle kur hareketi ve doların yukarıya doğru çıkmasının temel göstergelerinden biri bu...

Bir de içeriye bakmamız gerekir. İçeride de özellikle AB ülkeleriyle, Amerika`yla yaşanan gerilimler, bir anlamda dış politika tutumumuz da gerçekten döviz hareketinin artmasını sağlayan nedenler oldu. İş dünyasını gerçekten kökten etkileyen noktalar... Bugün tarihi bir şekilde baktığımız zaman, iş dünyasının çok önemli döviz cinsinden açık pozisyon diye tabir ettiğimiz dış borcu var, 210 milyar dolar civarında net... Bunların hepsi kur farkından etkilenen şeyler..."

"DAHA BAŞARILI NETİCE ALMAMIZI SAĞLAYAN BENCE ENSTRÜMANLAR ORTAYA KOYABİLİR"

Erol Bilecik, kurdaki dalgalanma karşısında Merkez Bankası`nın attığı adımlara ilişkin, "Biz bir kere Merkez Bankası`nda liyakat anlamında en ufak bir eksiklik olmadığını düşünüyoruz. Bu konuda yorumumuz çok net..." dedi.

Türkiye`nin de içinde bulunduğu birçok ülkede enflasyon hedefi bulunduğunu ve bu hedefe yönelik mekanizmalar geliştirildiğini ifade eden Bilecik, şunları söyledi:

"Bu konuda Merkez Bankası`nın elinde muazzam derecede teknik araç var. Teknik araçlar olarak hiçbir sıkıntı yok. Ama siyasi iklimden daha bağımsız, hatta bir miktar daha cesur olarak, bir miktar daha iletişimi bu anlamda yukarı alarak, daha politikalarında sıkı uygulaması gerekir. Eğer faizleri düşürmesi gerekiyorsa düşürmesi, artırması gerekiyorsa da artırması gerekir. Burada daha cesur bir iletişim metoduyla devam eder diye... Merkez Bankası eminiz gerek kurda yaşanan dalgalanmalarda, enflasyon, faiz gibi... Buralarda daha başarılı netice almamızı sağlayan bence enstrümanlar ortaya koyabilir. Ben bu konuda karamsar değilim."

"2018`DE ENFLASYONDA TEKRARDAN BİR TEK HANEYE DÜŞÜŞ BEKLİYORUZ"

TÜSİAD Başkanı Bilecik, Türkiye`nin 2017 yılı büyüme performansına ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine, iş dünyası olarak büyüme rakamlarından memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Üçüncü çeyrekte, ilk yarıda açıklanan yüzde 5,1`in çok daha üzerinde bir büyüme neticesiyle karşılaşılacağı öngörüsünde bulunan Bilecik, "TÜSİAD olarak görüşümüz yüzde 8,5, hatta yüzde 9`lar bazında bir üçüncü çeyrek büyümesi ile buluşacağız diye düşünüyorum. Bu tabii bütün iş camiasını memnun eden bir sonuç olacak." dedi.

Bilecik, 2016`nın üçüncü çeyreğinde eksi 1,8`lik bir büyüme olduğunu, bu önemli baz etkisi ile normallerin çok daha üzerinde bir büyüme gerçekleştiğini aktararak, "2017`nin sonu itibarıyla büyüme tahmini ne olur diye baktığımız zaman, yüzde 6, hatta bir miktar üzerinde kapanan bir 2017 yılı olacak. Bu son derece olumlu. Bir de şunu söyleyebilirim; yılbaşına dönersek, birçok banka vesaire... Aşağı yukarı yüzde 2,5-3 bandında bir büyüme tahmininde bulunmuştu. Bu, gerçekleşecek olan yüzde 6 veya o civardaki rakamlarla iki misli tahminlerin çok daha üzerinde bir büyüme oldu. Bundan çok memnunuz." diye konuştu.

"2018 BÜYÜME TAHMİNİMİZ YÜZDE 4 CİVARINDA"

Erol Bilecik, enflasyon ve cari açık konularına yönelik değerlendirmelerde bulunurken, şu görüşleri dile getirdi: "Hayatı geriye doğru daha fazla anlarsınız, ileriye doğru da yaşarsınız. Ekonomide de aynı şey... Geriye doğru meseleleri iyi anlamazsak, ileriye doğru yaşamı kurarken de parametreleri yeteri kadar iyi oturtamayız diye düşünüyorum. Bizim 2018 büyüme tahminimiz yüzde 4 civarında. Cari açığın milli gelire oranının ise yüzde 5 civarında olacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonda tekrardan bir tek haneye düşüş, yüzde 8,5-9 civarında olacağını düşünüyoruz. Dolara yönelik bir şey söylememiz mümkün değil. Orada gerçekten belki bir belki birden fazla denklemden bahsediyoruz ama bilinmeyenleri çok. Burada herhangi bir tahminimiz mümkün değil.

Şunun da altını çizmek isterim; geçmişte açıklanan Orta Vadeli Plan (OVP) rakamlarına baktığımız zaman hükümetimizin yüzde 5,5 civarında 2018 büyüme hedefi var. Ben yüzde 4 dedim. Burada birkaç tane noktayı işaretlemek isterim. Birincisi, yatırım iştahının yeteri kadar bir noktaya gelmediğini görüyoruz. Bu bizim tahminimizi biraz daha iyileştiren nedenler... Bir diğer önemli nokta da KGF gibi, vergi indirimleri gibi 2017`de önemli alternatif olarak, önemli enstrümanlar olarak devreye girmiş olan noktaların da 2018`de tekrarlanmayacağını düşünüyoruz. Aksine, hatta vergi artışı olma ihtimalini de satır aralarından okuyoruz. Bu nedenle de bizim kendi tahminimiz ile OVP tahmini arasında ayrışma olduğunu görüyoruz."

Büyümenin kompozisyonu ve Kredi Garanti Fonuna (KGF) ilişkin soru  üzerine Bilecik, büyüme rakamlarının iş dünyasının hoşuna gittiğini, moral  artırdığını, ileriye doğru güvenle bakılmasını sağladığını belirterek, büyümenin  kalitesinin, kompozisyonunun ne olduğunun büyüme rakamından çok daha fazla önemli  olduğunu, iş dünyasının kompozisyonun dengeli olmasını tercih ettiğini kaydetti.

Bilecik, bu yılın önemli gelişmelerden birinin, ihracat rakamlarının,  özellikle Avrupa Birliği (AB) üyelerine yapılan ihracatın yukarıya çıkması  olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Bu büyümeyi en çok destekleyen ve kompozisyonda da iyi bir şekilde  yerini bulan rakamlardan birisiydi. Diliyorum ki aynı ivme devam eder, ben devam  edeceğini düşünüyorum. Ama içeriğe baktığımız zaman özellikle tüketim ve kamu  harcamalarının bu noktada önemli katkıları oldu. Yılın ilk yarısında KGF`nin  devre girmesi önemli bir can suyu olmakla beraber ekonomiye önemli bir ivme  verildi. Şu an yüksek büyüme rakamlarını konuştuğumuz bir süreç yaşıyoruz. Yani  önemli bir zaman kazanımı oldu. Şimdi yapılması gereken nokta, reformları iyi  yapmak. Reformist bakıp, reform ajandasını daha ön plana alıp, sürdürülebilir  büyümenin önemli göstergesi olarak yatırıma dönmemiz gerekir. İnşaatta büyüme  kötü bir şey değil ama inşaat yatırımlarının yüzde 10`lar civarında büyüdüğü bir  ekonomide makine teçhizatı yatırımları 4 çeyrektir eksi. Yatırımcının daha fazla  güvene ihtiyacı olduğu bir atmosfer var. Yatırımcının önününü biraz daha fazla  görebilmelerini sağlayabilecek bir nokta var."

"EKONOMİDE GÜVEN ESAS VE GÜVEN DE EN BÜYÜK SOSYAL SERMAYE"

Ekonomide bir esas olan güvenin ayrıca en büyük sosyal sermaye  olduğunu anlatan Bilecik, yatırım ortamının iyileştirilmesinin, eleştirel  kısımlarının ortadan kalkmasını sağlayacak önemli bir nokta olduğunu dile  getirdi.

Yatırım ortamının nasıl iyileştirileceğine ilişkin soru üzerine  Bilecik, "2002-2007`de AK Parti`nin göreve geldiği 5 yıllık dönemi hep beraber  düşündüğümüz zaman, öyle bir reform ajandasına, yatırım ortamının  iyileştirilmesine dönük olarak çalışma ivmesine, atmosfere ihtiyaç var. Bu  atmosfere yakın çalışmalar yapıldığını görmekten mutluluk duyuyoruz." dedi.

Bilecik, yatırım ortamının iyileştirilmesinde, iş yapma kolaylığı ve  bürokrasinin azaltılmasının konuşulduğunu aktararak, burada bir eksenin eksik  olduğunu, yatırımcının yatırım alma kararından yatırımın uygulamaya konulduğu o  bütün sürecin iyileştirilmesinin gerektiğini kaydetti.

Dünya Bankası tarafından hazırlanan İş Yapma Kolaylığı Raporu`nda  Türkiye`nin 60`lı sıralarda bulunduğuna ve artık ilk 10`da yer alması gerektiğine  işaret eden Bilecik, Başbakan Yardımcısı ve Yatırım Ortamını İyileştirme  Koordinasyon Kurulu`nun (YOİKK) Başkanlığını yapan Recep Akdağ`ın bu çalışmalara  müthiş bir ivme vermesinden dolayı da memnuniyet duyduklarını söyledi.

Bilecik, birçok STK`dan görüş alındığını, şu anda üzerinde çalışılan,  sadeleştirilen veya uygulamaya sokulacak olan 128 önerinin bulunduğunu, bunların  70`ini TÜSİAD`ın önerdiğini aktararak, "Özellikle vergi diliminde, gümrük  uygulamalarında, enerjide, denetim piyasalarında, istihdam ve Ar-Ge`de bizim  olmazsa olmaz diye saydığımız bu bölümler." dedi.

"BELİRSİZLİĞİ YÖNETENLER OYUNUN KAZANANI OLACAK"

Hükümetin aldığı tedbirler ve teşviklere ilişkin soru üzerine Bilecik,  bazı sektörlerde verilen teşviklerin önemli katkılarının bulunduğunu, ancak  bunların hepsinin geçici olduğunu bildirdi.

Bilecik, teşviklerle beraber yatırımcının iştahını daha fazla yukarı  çekmek amacıyla kurun dalgalanması veya bu tip politikalarda biraz daha net  olunmamasının getirdiği sıkıntıların ortaya çıktığını aktararak, "Bütün dünya  için yeni bir normal var. Bu normalin adı belki biraz garip olacak ama bunun adı  belirsizlik. Çok gelişmiş ülkelerde dahi aynı şey geçerli. Belirsizliği  yönetenler oyunun kazananı olacak. 2018`de bu teşvikler devam ederek artsın  noktasında olmamamız gerekir." diye konuştu.

Doğru sektöre, daha fazla Ar-Ge`ye, inovasyona, katma değeri yüksek  üretimlere destek olabilecek teşviklerin paha biçilemez olduğunu belirten  Bilecik, "Bizim daha çok 3 ana faktörü irdelememiz gerektiğine inanıyorum.  Ekonomiyi sürdürülebilir ve kaliteli bir şekilde yönetmek adına iç politikadaki  belirsizlerin azaltılması, gerilimlerden kurtulmak, kutuplaşmadan çıkmak ve dış  politikadaki tutumumuz. Bu 3 parametreyi daha iyi irdeler ve yönetmeyi başarırsak  teşviklerin neticelerini daha fazla alabiliriz." dedi.

"(AB İLİŞKİLERİ) İLERİYE DOĞRU BAKAN BİR ZİHNİYETLE BU GÖRÜŞMELERE  DEVAM EDECEĞİZ"

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine yönelik soru üzerine  Bilecik, TÜSİAD`ın faaliyetleri ve politikaları hakkında bilgi vererek,  "TÜSİAD`ın neredeyse değişmeyen demokrasi, hukuk, özgürlükler, ülke ekonomisi,  reformlar, küresel ilişkiler, AB ilişkileri, Gümrük Birliği, eğitim STEAM,  sürdürülebilirlik, gençlik, girişimcilik, dijital ekonomi, toplumsal cinsiyet  eşitliği ve bölgesel kalkınma gibi ana başlıklarımız var." diye konuştu.

Erol Bilecik, TÜSİAD`ın, 46 yıllık öyküsü olan sivil toplum örgütü  olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: "İş dünyasında son derece güçlü figürleri var. Kurumlar vergisinin  yüzde 85 ve üzeri üyelerimiz tarafından ödenir. Özellikle küresel ilişkilerde  muazzam derecede iyi networkler oluşturmuş, bu iyi networkleri de her geçen  süreçte yukarıya çeken, iyi yönetmeye çalışan bir TÜSİAD var. AB konusu bizim  için son derece hassas. Bu, Türkiye için 60 küsür, bizim için de 46 yıllık bir  öykü. TÜSİAD`ın bu yıl içerisinde neredeyse en çok konuştuğu konu; `AB  yolculuğunun aman gerisinde kalmayalım, aman vazgeçen, kaybeden olmayalım.` Tabii  iç açıcı bir durum söz konusu değil. Burada iki tarafın da karşılıklı olarak  verdiği sözleri yerine getirememesinden, konjonktürel gelişmelerden ve yapılması  gereken reformların bir miktar geride kalmasından kaynaklı birçok sebep oldu.

AB tarafında da Türkiye`yi meselenin içine almaktan çok, sanki  ötelemeye çalışan muazzam derecede yanlış bir anlayış var. Bizim tarafa da  bakmamız gerekir diye düşünüyorum. Bizde de verilen sözlerin tutulmaması,  yapılması gereken reformlarının yapılmaması, karşılıklı olarak negatif beslenen  bir algı oluştu ve bugüne geldik. Bugün yol haritasının temel 2 noktası var.  Müzakere başlıklarının devam etmesi ve ondan daha önemli olan Gümrük Birliği  modernizasyonu... Onlar bize mahkum, bir o kadar da biz onlara mahkumuz.  Karşılıklı bir menfaat birliğimiz var nihayetinde. Bu ilişkilerde daha iyi  olmamız gerekiyor. Sadece iyi olmanız yetmiyor, vazgeçmemeniz gerekir. AB öyle  bir konu. 11 aylık dönem dahilinde Brüksel ofisimiz başta olmak üzere, Londra`da,  Berlin`de, Paris`te yapmış olduğumuz birçok toplantı ve görüşme var. Buraya asla  geriye doğru bir yürüyüşümüz olmadan, ileriye doğru bakan bir zihniyetle bu  görüşmelere devam edeceğiz ama gerilimin tamamen ortadan kalkması gerek."

"KGF SON DERECE BAŞARILI BİR UYGULAMA OLDU"

TÜSİAD`ın "Bu Gençlikte İŞ Var!" projesine değinen Bilecik, 2011  yılından bu yana devam eden projenin üniversite gençlerine girişimciliğin iyi bir  alternatif olduğunu gösterdiğini söyledi.

Bilecik, Mayıs 2018`de sonuçlanacak projeye başvuruların 30 Kasım`a  kadar süreceğini kaydederek, "Biz onların hayallerine ortak olduğumuz gibi, kendi  tecrübelerimizi de onlarla paylaşıyoruz. Öne çıkan çok proje var. Muazzam  start-up`lar çıkıyor. Geçen seneki birincimizin ABD`den önemli yatırımlar  aldığını görüyoruz." diye konuştu.

KGF`nin son derece başarılı bir uygulama olduğuna işaret eden Bilecik,  KGF`nin, yılbaşında çok sıkışık olan piyasaya önemli bir hareketlilik getirdiğini  ifade etti.

Bilecik, KGF`nin iyi yorumlanması gerektiğine de dikkati çekerek,  şunları kaydetti: "Uygulamanın önemli bir maliyeti ortaya çıktı. Bütçede ve öngörülmeyen  bir noktada negatif etkisi olduğu gibi başka maliyetleri de olmuştur. 2 ayda 200  milyar TL kredi dağıtımı yapıldı. Bu yapıldığı zaman, bunu sağlayan bankacılık  sistemindeki yapıda önemli bir rasyonun bozulduğunu gördük. Dünyada kredi mevduat  oranlarına baktığınız zaman iyi, makul ve hedef oranlar yüzde 60-80`dir. Bize  baktığınız zaman yüzde 150 olmuş vaziyette. Nihayetinde burada duymamız gereken  bir alarm sesi var. Mevduat faizlerinin otomatik olarak biraz daha yukarıya  çıkmasını sağladı. Tabii bunların hepsi mevduatlardan sağlanan noktalar olmadığı  için yurt dışından finansman borçlanmasının yukarıya çıkmasına neden oldu. İyi  haber; büyümeyi artırdı. Bir yandan da bunun hemen bitişik kardeşi olan  enflasyonun çift haneye çıkmasını sağladı diye düşünüyoruz. KGF normal şartlarda  çok önemli bir mekanizma. Bunun daha ciddi kriz anlarında, ki böyle bir durumumuz  yok, daha pozitif olacağını düşünüyoruz."

Avrupa`nın yüzde 2,5 ile son derece makul, yukarıya doğru ve iştahlı  bir büyüme sağladığını anımsatan Bilecik, Türkiye`nin mali disiplini bozmadan,  sadece reform ajandasına odaklanması gerektiğinin altını çizdi.

Bilecik, yatırım ortamının iyileştirilmesiyle beraber vergide, iş  gücünde, teknolojide, dijital dönüşümde ve sanayide yapılması gereken birçok  reform bulunduğunu vurgulayarak, "Reform kelimesini sık sık tekrarlayarak içini  boşalttık. Reform ajandasının önümüzdeki dönemlerde ortaya konulduktan sonra,  liderliğinin sayın Cumhurbaşkanı tarafından yapılması gerektiğini düşünüyorum.  Çünkü iş dünyasında bir miktar inandırıcılık ve güven kat sayısı azaldı."  şeklinde konuştu.

Ortaya çıkacak reform ajandasının Türkiye`ye zaman kazandıracağını  kaydeden Bilecik, "Keşke bunu 3-4 yıl önce daha güçlü bir şekilde yapsaydık.  Dünya iyiyken, biz ödevini iyi yapmış, maça daha iyi asılan bir noktada dururduk.  Türkiye olarak her zaman oyunu kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli oynamak  zorundayız. Orta veya uzun vadede hem tehditlere hem de fırsatlara odaklanmamız  gerekiyor. Bunlarla beraber mali disiplini yüksek ama reform ajandalarının bütün  dönüşümünü yapmış, yeni dünyaya daha fazla hazırlık yapan, dijital dönüşümü  masanın başına koyan bir yapıyla maça girmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.  Girersek de alırız zaten." diyerek sözlerini tamamladı.

22.11.2017

Haberler

`Fiyatı 25,000 dolara ulaşabilir`

Fundstrat Global Advisors`ın kurucu ortağı Thomas Lee, Bitcoin`in kullanıcı

`Libra`nın denetiminde global iş birliği önemli`

Japonya Merkez Bankası Başkanı Haruhiko Kuroda, Facebook`un kripto parası L

SEC`den Bitcoin açıklaması

ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu (SEC) Başkanı Jay Clayton’ın kri

Burundi`de tüm sanal paralar yasaklandı!

Burundi`de tüm sanal ve kripto paraların yasaklandığı bildirildi.

G7 kripto işlemlerini izlemeyi planlıyor

Aralarında G7 ülkelerinin de bulunduğu 15 hükümetin kripto para işlemlerini

`Bitcoin`i kontrollerle destekliyoruz `

Japonya Merkez Bankası, piyasa değeri bakımından dünyanın en büyük kripto p